1superisi - Blogcu - Sayfa 3



1superisi

Çarşamba - Bir gemi...

Kategori: Iclal Aydin




Gökyüzünde müthiş bir ay var. Nasıl güzel bir hilal...

İstanbul ışıl ışıl, köprüde artık gözüme güzel gelmeye başlayan mavi ışıklar...

Gecenin 02.30’u olmuş, şehirde bir uyku uğultusu...

Bir de Gündoğarken’in “Gördüğüme Sevindim”i duymaktayım uzaktan bir yerden.

Kocaman bir şilep Boğaz’da soldan sağa doğru geçiyor.

Gemi soldan sağa geçerken yaşamıma öyle böyle değil, şahane bir iz bırakmış bir film geliyor aklıma.


Kadının topuğunda açık bir yara var. Acı içinde ayağını ovuşturuyor. Bir yandan da sıradan ve küçük olaylarla dolu gününü anlatıyor kocasına. Kocası elindeki şarap kadehini yere bırakıp, karısının ayağını alıyor eline şefkatle. Ve yarayı öpmeye başlıyor...

Kadın adama bakıyor sadece.

Bakıyor ve ağlıyor.

“Neden ağlıyorsun?” diye soruyor adam.

“Ben de seni seviyorum” diyor sesi çatallanarak.

Adam kadına sarılıyor.

O sırada liman yakınındaki evlerinin penceresinden bir geminin soldan sağa geçtiğini görüyor kadın.

Adama dönüp, “bir gemi ne zaman soldan sağa geçerse hep bu anı ve seni ne çok sevdiğimi düşüneceğim” diyor.

“Ve seni hep ne çok seveceğimi...”

Her ikisi de adamın çok vakti olmadığını biliyor. Kadın sadece zaman uzasın istiyor.

Hayatın içindeki küçük sıradan olaylarla dolsun günleri. Sıradan yaşasınlar herkes gibi. Alışveriş etsinler, yeni yerler görsünler, kavga etsinler, yemek pişirip yesinler, şarap içsinler, kahvaltıda küsüp, kapıdan çıkarken barısşınlar istiyor.

Ama adamın çok vakti yok.

İkisi de biliyor.

Kadın sadece zaman uzasın istiyor.

Ama olmuyor işte.

Adam bir öğle yemeğinde ölüyor.

Güzel, güneşli bir günde, hayat şırıl şırıl akarken sokaklarda, kadın adam için süslenmişken, saçlarına sarı bir gül takmışken (ki sarı gül ayrılıktır doğru ya) ona nasıl iyileşeceğini anlatırken soluyor adamın yüzü.

Adam iyileşmek istemiyor.

Adam ölmeye yatkın.

Kadın kafasını yere eğiyor.

Anlıyor çünkü.

Adam ölüyor.

Kalabalık bir restoranda, güpegündüz, her şeyin, ama her şeyin tam ortasında ölmekte adam.

Kadın, başı yerde ağlıyor.

Ağlıyor. Ağlıyor. Ağlıyor.

Sonra garson bir peçete uzatıyor kadına. “İyi misiniz” diye soruyor.

Kadın kafasını kaldırmadan “bana bir beyaz şarap verin” diyor. Garson hiç sesini çıkarmadan bırakıyor kadehi masaya.

Restorandaki kahkaha sesleri, konuşmalar çocuk ağlamaları, tabak bıçak sesleri içinde burnunu çeke çeke ağlıyor kadın.

Sonra çantasını açıyor. Telefonunu çıkarıp kız kardeşini arıyor. “Beni gelip al” diyor. Ağlamaya devam ediyor hıçkıra hıçkıra.

Kız kardeşi soluk soluğa giyor restorandan içeri. “Sakin ol, ağlama” diyor.

Kadın ilk defa o zaman kaldırıyor başını. Kardeşi adamın az önce öldüğü sandalyede oturuyor.

“Öldü” diyor yüzü darmadağın ve yüzü kapkara...

“Tamam” diyor kız kardeşi, “şimdi gidiyoruz evimize, her şey geçecek”

“Ama yaralarımdan severdi beni. Öldü” diyor kadın yanaklarındaki yaşları silerek...

Kız kardeşi elini tutuyor kadının.

“Lütfen” diyor. “Lütfen kabul et artık, lütfen bunu yapma bana, yapma bize. Öyle biri yok ki...”



O filmi bulamıyorum şimdi.

Oysa bir kez daha izlemek isterdim. Ne adını anımsıyorum ne de oyuncularını. Bir arkadaşımdan ödünç aldığım bir kopyaydı sanırım. Seyredip sevdiğim, iade ettiğim bir film...

Şimdi ne zaman soldan sağa geçen bir gemi görsem o film geliyor aklıma.

Ve aslında bütün aşkların belki de hiç olmayan bir sevgiliye yakılmış ağıtlar olduğunu düşünüyorum.

Bu satırların sonuna geldiğim sırada küçük bir tekne tam tersi istikamette yol alıyor Boğaz’da.

Her şeyin tersine dönebileceğine dair bir umut veriyor belki de..

İnsanın sevdiği kadar sevilebileceğine dair bir işaret...


2 Kim Ne Yazmış Yorum Yazmak İstermisiniz? Bağlantı





HAKKIMDA


KELİMELERİN ANLATTIĞI KADARIM NE ANLATIRSAM ANLATAYIM ANLADIĞIN KADARIM -Superisi-


Sık Kullanılanlara Ekleyin

SON YAZILARIM


BAĞLANTILARIM


KATEGORİLER

  • Adnan Yücel
  • Ahmet Altan
  • Ahmet Arif
  • Ahmet Muhip Dranas
  • Ahmet Telli
  • Alain Bosquet
  • Atilla İlhan
  • Ayşegül Tezcan
  • Aziz Nesin
  • Bedirhan Gökçe
  • Behçet Aysan
  • Cahit Kulebi
  • Cahıt Sıtkı Tarancı
  • Can Dündar
  • Can Yücel
  • Cezmi Ersöz
  • FazıI Hüsnü Dağlarca
  • Faruk Nafız Çamlıbel
  • Fuzuli
  • Hasan Hüseyin Korkmazgil
  • İsmail Acarkan
  • İsmail Sarıgene
  • İclal Aydın
  • Mevlana
  • Muhsin İlyas Subaşı
  • Murathan Mungan
  • Nazım Hikmet
  • Nazım Hikmet Ran
  • Neyzen Tevfik
  • Nietzsche
  • Nuri Can
  • Orhan Veli Kanık
  • Özdemir Asaf
  • Tuna Kiremitçi
  • Ülkü Tamer
  • Ümit Yaşar Oğuzcan
  • William Shakespeare
  • Yahya Kemal Beyatlı
  • Yılmaz Odabaşı
  • Yunus Emre
  • Şiir Sunumları
  • AKÇAY RESiMLERİ
  • RÖLYEF RESİMLERİ

  • HüZüNLü BiR SeVDa BıRaKıYoRuM SaNa




    Puslu bir sabah
    ayazını peşimden
    sürükleyerek
    gidiyorum...!
    Umudum küçük
    bir kız çocuğu,
    el sallayarak
    çağırıyor
    beni uzaklardan...
    Israr etmeyeceksin
    kalmam için ama
    hani olur ya,
    yine de etme...
    Yapamadığım tek
    şeydi baharda
    kardelen yetiştirmek...
    Sen onu istedin,
    mahçup oldu
    yüreğim,
    gidiyorum...!
    Oysa benim de
    hayallerim vardı...
    Dans edecektim
    yağmurda,
    sonbahara
    vedaları değil
    gülüşleri
    yapıştıracaktım...
    Çiçekler alacaktım
    olur olmadık
    zamanlarda...
    Fazla geldi
    çıplak elle
    çizdiğim resim
    tuvaline...!
    Konuşturma beni
    giderayak...
    Çünkü ödünç aldım
    suskunluk adını
    verdiğin silahını,
    gidiyorum...!
    Eskiden olsa
    çekiştirip beni
    kandırırdı
    içimdeki çocuk,
    üzüleceğimi
    bile bile...
    Gözlerine buzdan
    sarkıtları sen mi
    yerleştirdin ki
    artık ağlayamıyor
    bile...
    Onu bu kurak,
    duygusuz
    ve yeşili az
    topraklarda
    Herşey iyi olacak
    gibi asılsız
    vaatlerle
    büyütüp,
    hayata
    kazandırmam
    olanaksız...
    O çok sevdiğin
    korkularını,
    her mevsime
    açık pencerenden
    içeriye bırakarak...
    İçimdeki her şeyden
    habersiz
    çocukluğumu
    yanıma alarak
    gidiyorum...!
    Sen bir bedenle
    sevişmek istedin,
    bense
    yüreğinle ve beyninle
    ve gözlerinle...
    Adımlarımızın
    uyumsuz olduğunu
    neden hemen
    kabullenemedim diye
    Kırılarak kendime,
    gidiyorum..!
    Şimdi notaları
    sahipsiz ve öksüz
    kalmış yarım bir
    şarkıdır sevmek...
    Sürüklenmiyorum
    dikkat et,
    gidiyorum..
    Sessizce ve
    hiçbir şey
    yaşamamış gibi...
    Yüreğimi çıkartıp
    her şeyiyle masaya
    dökerken,
    senden daha
    cesur olduğum
    için utanma sakın...
    Bu cesaret,
    çocukların masum
    dualarından
    çaldığım inatçı bir
    bekleyişti sadece...
    Bir bedeni değil,
    bir yüreği özlediğin
    vakit,umarım
    zamanın olur
    güneşin doğuşunu
    huzurla izlemek için..
    Bana ait olan ve
    olmayan bütün
    soruları ve cevapları
    ardımda bırakarak
    gidiyorum... !
    hüzünlü bir sevda
    bırakıyorum sana...!
    Yolun açık olsun...!




    HERKES GİBİSİN




    Gönlümle baş başa
    düşündüm demin;
    Artık bir sihirsiz
    nefes gibisin.
    Şimdi tâ içinde
    bomboş kalbimin
    Akisleri sönen
    bir ses gibisin.
    Mâziye karışıp
    sevda yeminim,
    Bir anda
    unuttum seni,
    eminim
    Kalbimde kalbine
    yok bile kinim
    Bence artık sen de
    herkes gibisin.
    BENCE
    SEN DE
    ŞİMDİ
    HERKES
    GİBİSİN
    Gözlerim gözünde
    aşkı seçmiyor
    Onlardan kalbime
    sevda geçmiyor
    Ben yordum ruhumu
    biraz da sen yor
    Çünkü bence şimdi
    herkes gibisin
    Yolunu beklerken
    daha dün gece
    Kaçıyorum bugün
    senden gizlice
    Kalbime baktım da
    işte iyice
    Anladım ki sen de
    herkes gibisin
    Büsbütün unuttum
    seni eminim
    Maziye karıştı
    şimdi yeminim
    Kalbimde senin için
    yok bile kinim
    Bence sen de
    şimdi
    herkes gibisin





    ARKADAŞLARIM



    Yalnız / Bir Hüzün Alabilirim



    Özlemlere doluyum
    Ağlamaklara dolu
    Ayrılıklara kapalı....
    Yokluğuna açılacak
    Takatı yok perdelerimin.
    Yeni hüzünlere
    Çoktan kapattım kapıları.
    Sayısını unuttum / gitmelerinin
    Tekrar gitmek üzere / bana dönmelerinin.
    Söyle!
    Ben şu üç günlük ömre
    Daha kaç ayrılık sığdırabilirim !
    Söyledim ya / doluyum
    Sattım ömrümün tüm koltuklarını
    Her gece kapalı gişe.
    Ama / sen
    Gelmeyeceksen eğer,
    (Bir tek ona yerim var)
    Yalnız bir hüzün alabilirim.



    umudum "Gitme" sözünün fısıltısında



    En çok özlenildiği
    zaman sevilir giden
    Özledikçe severiz,
    sevdikçe özlemler
    birikir göğsümüzün
    en yangın yerinde.
    Sevgi varken yaşanan
    ayrılıklar sızılı
    bir masaldır.
    Sebep ya şartlardır,
    ya zamandır,
    ya da belki de
    sevginin göz alıcı,
    sihirli ışığına
    teslim olmaktan
    korkmaktır.
    Ne olursa olsun
    bu masal ayrılıkların
    ayrılıklarla
    başlamadığını anlatır.
    "Hoşça kal" der
    bir yazı,
    ya da bir ses.
    Yüzünü sevgilinin
    yüzüne değdirmeyi
    kimse bu anda istemez.
    Çünkü en çok
    o ana isyan eder
    belki çıldırasıya
    sarılma,
    delice öpme isteği...
    ("Dur gitme!
    Hoşça kalamaz ki kimse,
    ne giden ne de
    kalan geriye...")
    Gidenin biz
    olduğumuzu
    düşündüğümüzde
    hep kalan olmadık mı
    aslında geriye?
    Gittiğimizi düşünüp
    aynı yerde saydık hep.
    Doğum günleri
    çoğaldı avuçlarımızda,
    takvim yaprakları
    anılarıyla düştü yüreğimize.
    Ne yana kaçsak
    aynı yerde kaldık hep.
    Vakitli vakitsiz
    hasretler nöbeti,
    gece yarısı sevgilinin
    o güzel hayali,
    gözlerde lanetli bir
    hıçkırığın
    intihar eşiği...
    Sevdikçe sevilenin
    yürekte kalmasındandır
    aslında hepsi...
    Oysa aslında
    bitmemiştir değil mi?
    Sözler söylenmiş,
    gereği düşünülmüş,
    süren sürülmüştür...
    Ama bir bekleyiştir,
    içinde taşıyan ümidi...
    Beklersin, neyi niye
    niçin beklediğini bilmeden...
    Aslında bilirsin,
    çünkü geriye
    sevgi ve şiir kalmıştır,
    terk edemez ki onları seven.
    Evet şimdi ne zaman
    bir şarkı,
    bir söz,
    bir hatırlayış olsa
    hep bir pay bırakır
    bana ve sana
    olan sevdama...
    UNUTMA
    BEN GİDERKEN
    DÖNÜP DOLASIP
    HEP SANA
    GELİYORUM ASLINDA...
    Arkama baksam da
    bakmasam da
    umudum
    "Gitme" sözünün
    fısıltısında


    window.onerror = CC_noErrors; .